MÜZEDEN HABERLER


*"HATIRALAR GALERİSİ" bölümümüz açıldı.

*Yavuz PEKMAN "BİR GÜZEL YAYGARA" başlıklı yeni yazısıyla tiyatromuzesi.org'da

*Levend YILMAZ tiyatro tarihimize ışık tutan yazılarına devam ediyor. "ADANA BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU" tiyatromuzesi.org'da

*"AVNİ DİLLİGİL SERGİSİ" açıldı.

* "SAHNE ARKASI" bölümümüz açıldı.Fotoğraflar menüsünden bu bölüme ulaşabilirsiniz.

*Sitemize üye olarak yeni gelen eserlerden haberdar olabilir,ana sayfadaki yazılara yada müzemizdeki eserler için yorum yazabilirsiniz.






ORALOĞLU TİYATROSU - LEVEND YILMAZ

ORALOĞLU TİYATROSU

1960'lı yıllar, Türk Tiyatrosu açısından en verimli, en canlı dönem olarak kabul edilir. Bu dönemde kurulan tiyatro topluluklarından biri de Oraloğlu Tiyatrosu'dur. Lâle Oraloğlu, Dram Tiyatrosu'nda açılan tiyatro kurslarında, Ercüment Behzat Lav'ın öğrencisiyken dikkatleri üzerine çeker. Muhsin Ertuğrul tarafından 1951 yılında açılan Küçük Sahne'ye çağrılır ve 'Yarış' adlı oyunla profesyonel tiyatro oyuncusu olur. Sinema oyuncusu olarak ünlenmeye başlamıştır zaten ama tiyatro oyuncusu olabilmek daha bir önemsenmektedir o sıralarda. Çok hareketli, çalışkan ve donanımlı bir kadındır Oraloğlu. Dört dil bilmekte, gazetecilik yapmakta, sporla profesyonel olarak ilgilenmekte hem de çeşitli tiyatrolarda ve sinemada oyuncu olarak kendini göstermektedir. Bu donanımlı ve yetenekli kadın'a Muhsin Ertuğrul, tiyatro grubu oluşturmasını önerir. 1960 yazında çalışmaya başlar Oraloğlu. Önce bir deneme yapması gerekir. Sadri Alışık, Çolpan İlhan, Cahit Irgat, Turgut Boralı, Tolga Tigin ve Güngör Duracan ile birlik oluşturarak, "Altı Tiyatrosu" adında bir grup kurarlar. Altı Tiyatrosu, salon aramaya başlar. Önce çalışmalarını Elhamra Tiyatrosu'nda sürdüren İstanbul Tiyatrosu'na başvururlar. Salonu birlikte kullanmak, boş olan 6 seanslarında oynamak isterler. Teklif kabul edilmez. Arama devam eder. O sıralarda, Tevhit Bilge Pangaltı'da, Kurtuluş'a dönen yol sapağının köşesinde bulunan Tan Sineması'nı kiralamıştır, oyunlarını burada sergileyecektir. Bu salonun altı seanslarını isterler Tevhit Bilge'den. Olumlu cevap alınınca da Altı Tiyatrosu Tan Sineması'nda çalışmalarına başlar. Bu olayı, Altan İlkin Milliyet Gazetesi'nde şöyle duyurur ".... Saat 6 Tiyatrosu, 17 Ekim Pazartesi gecesinden itibaren faaliyete geçecektir ve pazartesi, salı geceleri 21'de diğer günler 18'de Leslie Stevens'in 'Evlilik Dolabı' adlı iki perdelik komedisini sunacaklardır." (Milliyet Gazetesi 10. Ekim. 1960) Oyunda, Lâle Oraloğlu, Cahit Irgat, Erol Keskin, Lâle Belkıs, ve Necdet Ayberk rol alır. Birinci perde mizansenlerinin Muhsin Ertuğrul tarafından verildiği "Evlilik Dolabı"nı Lâle Oraloğlu yönetir. Bu oyunun ardından Shelagh Delaney'in "Bir Parmak Bal" adlı oyunu sunulur seyirciye. Bu oyunu da Lâle Oraloğlu sahneye koyar. Ardından Roussin'in "Becerikli Kaynana" komedisi ve Fritz Schweifert'in "Misafir" adlı oyunları sahnelenir. Çok ilgi görürler, öyle ki, işleri kötü giden Tevhit Bilge salondan ayrılır, Altı Tiyatrosu matinelerin yanısıra her gece oyun sergilemeye başlar.

ORALOĞLU TİYATROSU

1961 yazında, Kenter kardeşlerle birlikte "Birleşik Sanatçılar Tiyatrosu" adı altında Süreyya Bahçesi'nde "Çöl Faresi" oyunuyla yaz turnesi yapan Lâle Oraloğlu, British Council'in davetiyle bilgi ve görgüsünü arttırmak için İngiltere'ye gider. İki oyunun provalarını gözler ve üç tane oyunun Türkiye'de sahnelenmesi hakkını satın alır. Yani Lâle Oraloğlu, tiyatrosunu kurmaya karar vermiştir artık. Ama salon ne olacaktır? Yine Altan İlkin'in sanat haberleri verdiği, Milliyet Gazetesi'ne bakalım: "ORALOĞLU TİYATROSU İÇİN SALON BULUNDU: Geçen yıl 'Altı Tiyatrosu' adı ile Pangaltı'daki Tan Sineması'nda her türlü zorluğa göğüs gererek temsiller veren Lâle Oraloğlu, nihayet devamlı olarak çalışabileceği bir salona kavuşmuştur. İstanbul Barosu'nun sahip bulunduğu Beyoğlu'ndaki eski Şehrazat Pavyonu'nu beş yıllığına kiralayan sanatçı, bundan sonra ORALOĞLU TİYATROSU olarak burada çalışacaktır. Modern olarak dekore edilen salon hafif meyilli olacak ve 250 ila 280 arasında seyirci alabilecektir. Açılış, Ekim ayının ortalarına doğru olacaktır...." (Milliyet Gazetesi, 11.09.1961) Eşi, gazeteci Ali Oraloğlu ile kolları sıvayan Lâle Oraloğlu, İstanbul Barosu'nun bulunduğu binanın bodrum katındaki Şehrazat Pavyonu'nu tiyatro salonu haline getirirler. Esat Sabri Siyavuşgil, Yeni Sabah Gazetesi'ndeki köşesinde "... Buna ancak 282 zarif koltuğun zevkle sığdırıldığı bu yeni tiyatronun buram buram gençlik ve hamle kokan havasını da ilave ederseniz, İstanbul'un halis sanat hayatına ne büyük çapta bir eserin katıldığını taktir buyurursunuz..." diye yazar. İbrahim Hoyi ise Hür Vatan Gazetesinde "... Her şeyden önce İstanbullulara böyle güler yüzlü şipşirin ve 282 koltuklu bir tiyatro kazandıran Oraloğlularına teşekkür edeceğim. Gerçekten bir kaba eğlence ve sefahat yerine salt, kendi maddi ve manevi imkân ve özverileri ile böyle bir fikir, kültür ve güzellik mabedi sahnesi haline getiren Oraloğlular, bu hayırlı, mutlu başarılarından ötürü ne kadar övünseler ve bizler de övünsek yeridir, haklarıdır ve İstanbulluların katıksız tebriklerine lâyıktırlar..." sözleriyle kutlamaktadır Oraloğlu çiftini. O dönemde yeni kurulan bir özel tiyatronun, bir tiyatro salonu yaptırması pek alışılmış bir olay değildir. Üstelik hiç bir banka ya da kuruluştan destek de almamışlardır. Dönemin sanat üzerine yazan yazarları; Osman Nuri Karaca, Lütfi Ay, Ulunay ve Fikret Adil de gazetelerindeki yazılarında överler bu olayı. Ve provalar başlar. Sahneye ünlü İsveçli yazar Henrik İbsen'in "Denizden Gelen Kadın" adlı oyunu konacaktır. Salonun yapımındaki gecikme nedeniyle perdelerini 3 Kasım 1961 günü açarlar. Oyunu dilimize Gönül Suveren çevirmiştir. Lâle Oraloğlu'nun sahneye koyduğu eserin dekorunu Teoman Orberk, ışıklarını ise Coşkun Aslancan yaparlar. 30 kez sergilenen oyunu 3.217 kişi izler. Eleştirmenler oyunu beğenirler fakat zor ve sahnelenmesi çetin olan bir oyunun yeni kurulan bir tiyatronun ilk oyunu olmaması gerektiğini belirtirler. Gereken ilgiyi görmeyen, yarım salona oynayan oyunda şu oyuncular rol alır: Sadri Alışık, Lâle Oraloğlu, İbrahim Delideniz, Venüs Biriz, Burçin Oraloğlu, Can Dirim, Mümtaz Ener ve Yağız Tanlı. Bu isimler ilk kadrosunu oluşturur Oraloğlu Tiyatrosu'nun. Görüldüğü gibi deneyimli, tanınmış isimler vardır kadroda. İkinci oyun olarak Maxwell Anderson'un "Kötü Tohum" adlı oyunu seçilir fakat oyundaki başrolü oynayacak olan Oraloğlu çiftinin yedi yaşındaki kızları Alev Oraloğlu hastalanınca ertelenir bu proje. Hemen başka bir oyunun provalarına başlayan topluluk bu kez bir komedi sunmaya karar verir seyircilerine. İbsen'in ağır içerikli oyununun tutmaması bu kararı aldırır topluluğa. Oyun, Terence Rattigan'ın yazdığı "Uyuyan Prens" adlı eseridir. Oyun birkaç yıl önce filme alınmış başrollerini Marilyn Moroe ve Laurence Olivier oynamışlar, film Türkiye'de de gösterilmiş ve beğenilmiştir. Lâle Oraloğlu, Marilyn Monroe olur, Sadri Alışık da Laurence Olivier. Bir kral naibinin ünlü bir şarkıcıyla olan ilişkisi üzerine kurulan oyunda şu oyuncular rol alır: Lâle Oraloğlu, Sadri Alışık, İbrahim Delideniz, Burçin Oraloğlu, Esin Eden, Güngör Duracan, Yağız Tanlı, Ani Şahnazar(İpekkaya), Can Dirim, Ersan Uysal ve İsmet Barlas. İlk kadro bu yeni oyuncularla desteklenerek daha bir güçlenmiştir. Asude Zeybekoğlu'nun Türkçeye aktardığı oyunu Lâle Oraloğlu yönetir. 27 Kasımda seyirciyle buluşmaya başlayan oyun, 25 Şubat'a kadar 122 kez sergilenir, 19.129 seyirci toplar. Bu oyun da gerekli ilgiyi görmemiştir. Topluluk ertelediği "Kötü Tohum" adlı eserini çalışmaya başlar.

ORALOĞLU TİYATROSU

Gönül Suveren'in dilimize çevirdiği oyunu yine Lâle Oraloğlu koyar sahneye. Dekoru Teoman Orberk, ışıkları da Coşkun Aslancan yapar. Önceki tüm kadro görev alır bu yeni oyunda. "Kötü Tohum" büyük bir ilgi görür, özellikle de küçük oyuncu Alev Oraloğlu. Bütün eleştirmenler övgüyle söz ederler Alev'den. Milliyet Gazetesi'nde Ulunay, "Evet ... Alev Oraloğlu harika değil, korkunç bir istidattır. Bu küçücük sanat ateşi bir şerare, bir kıvılcım değildir, bir yanardağ'dır" diye yazarken, aynı gazetede tiyatro eleştirileri kaleme alan Ayperi Akalan ise, "Hiç şüphesiz Alev Oraloğlu emsali nadir bulunan mükemmel bir 'çocuk oyuncu' nitelemesinde bulunur. Akşam Gazetesi'nde Osman Nuri Karaca, "Kötü Tohum da Alev Oraloğlu'nun büyük başarısı tiyatro tarihimizde bahsedilecek bir olay" olduğunu belirtir. Haftalık Kim Dergisi'nde Hayati Asılyazıcı, Hür Vatan'da İbrahim Hoyi, Son Posta Gazetesinde Hasan Ali Ediz ve Akis Dergisi'nde Lûtfi Ay övgüyle söz edeceklerdir Alev Oraloğlu'ndan. Ortak kanı Alev'in "Harika Çocuk" olduğudur. Oyun, bu sezonda 174 kez sahnelenmiş, 56.232 kişi seyretmiştir oyunu. Bu bir rekordur. Sezonun en çok seyirci toplayan oyunudur. Ardından D.H. Lawrence'in ünlü romanından John Hart'ın oyunlaştırdığı "Lady Chatterley" adlı oyun perde alır. Filiz Karabey dilimize çevirmiştir ve Ergun Köknar koyar sahneye. Ergun Köknar aynı zamanda yapılan salonun mimarıdır ve 'Genç Oyuncular' geleneğinden gelmektedir. Dekoru da Köknar tasarlar. Lâle Oraloğlu Layd Chatterley'i Yağız Tanlı ise orman bekçisi Mellors'u oynar. Diğer rollerde şu oyuncular rol alır; Sadri Alışık (Koca Chatterley), İbrahim Delideniz (Baba), Esin Eden (Kızkardeş), Güngör Duracan (Hastabakıcı), İsmet Barlas (Oyun Yazarı). Oyun geçen yaz İngiltere de Arts Theatre'da ilk kez sahnelenmiş, müstehçen olduğu konusunda pek çok tartışma çıkmıştır. Bu oyun da kapalı gişe oynar. 11.04.1962 yılında verilen bir gazete ilanından, Oraloğlu Tiyatrosu'nun kendi salonlarında oyunlarının 29 Nisan'a kadar süreceğini ve ardından turneye çıkacaklarını anlarız. 2 Mayısta İzmir'de başlayan turne Anadolu'da devam edecektir. Temmuz ve Ağustos aylarında İstanbul'un yazlık sinemaların da "Kötü Tohum" oyunu oynanır ve böylece kapanır sezon.

 

9 Eylül 1962 tarihinde bir ilan çıkar gazetelerde; Oraloğlu Tiyatrosu'nda oynamak için 7 ila 14 yaşlarında kız-erkek çocuklar aranmaktadır. 1962-63 sezonunun ilk oyunu olan "Karanlığın İçinden" için gereklidir bu çocuk oyuncular. Ayrıca İzmir'den özel olarak getirilen "Top" adında bir köpek de rol alacaktır oyunda. 14 Eylül'de verilen ilanda sezonun 20 Eylül Perşembe günü "Karanlığın İçinden" oyunuyla açılacağı, bu oyunda 8 yaşındaki Alev Oraloğlu'nun; kör, sağır, dilsiz rolünde oynayacağı özellikle vurgulanır. Alev Oraloğlu yine ön plandadır. Oyun seyirci tarafından beğenilir, istek üzerine ek seanslar konur. Alev Oraloğlu yine başarılıdır, yine övgüler alır eleştirmenlerden. William Gibson'un kaleme aldığı oyunu Gönül Karaca Türkçeleştirmiş Lâle Oraloğlu sahneye koymuştur. Çocuk oyuncuların dışında Ender Şimşek, Cansen Usman, İhsan Yüce, Deniz Gürsoy, Esin Eden, Yağız Tanlı, İsmet Barlas, Lâle Oraloğlu ve Yüksel Şengenç rol alırlar oyunda. Ardından başrolünü diğer bir Oraloğlu, Burçin Oraloğlu'nun oynayacağı "Yalancı Bili" (Billy Liar) konur sahneye. Lise talebesiyken, Altı Tiyatrosu'nda "Becerikli Kaynana" oyununda sahneye çıkan Burçin, şimdi lise son sınıf öğrencisidir. Oyunu, Keith Watterhouse yazmış, Gönül Karaca dilimize çevirmiştir. Yine Lâle Oraloğlu tarafından sahneye konulmuştur. Bu oyun ilgi görmez seyirciden. Geçen senenin en çok ilgi gören oyunu "Kötü Tohum" bu sezon da devam etmektedir. 1962 yılının Aralık ayında yeni bir oyunun sahneleneceği haberi duyurulur: "Oraloğlu Tiyatrosu'nda 120 küsur temsil edilen "Karanlığın İçinden" bu hafta sonu afişten indirilecek, yerine Arthur Lovegrove'un Asude Zeybekoğlu tarafından dilimize çevrilen "RÜYA DOĞRU ÇIKINCA" komedisi başlayacaktır. Lâle Oraloğlu'nun sahneye koyduğu oyunun dekorlarını İsmet Barlas ve İhsan Yüce hazırlamıştır. Rolleri Lâle Oraloğlu, Esin Eden, Burçin Oraloğlu, Yağız Tanlı, İsmet Barlas, İhsan Yüce, Yüksel Serdengenç, Can Dirim, Ender Şimşek paylaşmışlardır. "RÜYA DOĞRU ÇIKINCA" geceleri saat 21.15'de "YALANCI BİLİ"de Saat 18.00 de oynayacaktır." (Milliyet Gazetesi 13.12.1962 Yaz: Altan İlkin) Geçen sezon Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen Alejandro Casona'nın yazdığı "Ağaçlar Ayakta Ölür" seyircinin beğenisini kazanmış, kapalı gişe oynamıştır Ankara'da. Bu oyun, gördüğü ilgi nedeniyle, Oraloğlu Tiyatrosu'nda sahne alır. Müşerref Hekimoğlu tarafından çevirisi yapılan oyuna, iki tanınmış sinema sanatçısı da oyuncu olarak katılır topluluğa: Atıf Kaptan ve Mahir Özerdem. 28 Ocak Pazartesi günü başlayan oyun, İstanbul'da da ilgiyle karşılanır. 200 kez'den fazla perde diyen "Kötü Tohum" ve ilgi görmeyen "Yalancı Bili" afişten indirilir. "Rüya Doğru Çıkınca" oyunu yeni oyunla seansları paylaşarak devam etmektedir. Bu oyun da Şubat ayı sonunda kaldırılacak yerine Harold Brook ve Kay Bannerman ikilisinin yazdığı "Koca Bebekler" adlı oyun sahne alacaktır. Oyunu, Nedim Kenter dilimize çevirmiştir ve Haldun Dormen sahneye koymaktadır. Dekorları Dormen Tiyatrosu'nun dekorlarını tasarlayan Duygu Sağıroğlu yapmakta, hatta bu tiyatronun oyuncusu Mehmet Özekit de bu oyun için konuk olmaktadır Oraloğlu Tiyatrosu'na. "Koca Bebekler" adlı oyun bir anlamda bulvar tiyatrolarının bir dayanışması örneği, özelliğini taşır. Lûtfi Ay Milliyet Gazetesi'ndeki köşesinde şu sözlerle değerlendirir bu olayı: "...... 'Koca Bebekler' bunu gösteriyor, özel sanat tiyatroları arasında çok sevilecek, çok iyi sonuçlar verebilecek bir işbirliği, bir dayanışma ruhunun varlığını ortaya koymuş oluyor. Programa alıcı gözle bakanlar "Koca Bebekler"in Kent Oyuncuları repertuarından ya da orası için düşünülmüş bir dağarcıktan geldiğini anlamışlar, rejinin dekorun ve önemli bir rolün de Dormen topluluğundan sağlanmış olduğunu görmüşlerdir. "Koca Bebekler" (All for Mary) Nedim Kenter'in (Kenterlerin ağabeyleri) Harold Brook ile Kay Baunerman'dan çevirdiği bir Anglosakson komedisidir. ...... Bu deneme de gösteriyor ki özel sanat tiyatroları arasında, her bakımdan kurulacak işbirliği -amaçlar ve görüşler arasında kaçınılmaz ince farklar da olsa- faydalı ve olumlu sonuçlar verecektir. Reji, dekor alanındaki işbirliği, hatta sadece sanatçı değiştokuşu bile, her topluluğun imkanlarını arttıracak, seyircinin ergeç aradığı, aramakta da haklı olduğu değişikliği, çeşitli ana çizgileri aynı kalan bir sanat anlayışı içinde sağlamış olacaktır. Aynı kuşağın çocukları olan, Dormen - Kenter - Oraloğlu - Cezzar topluluklarının birbirlerine dostça, kardeşçe el uzatmaları bir Türk "cartel"inin doğmasına yol açarsa da sahnemiz bundan çok şey -belki de yarına kalacak bir çığır- kazanmakta gecikmeyecektir." (Milliyet - 22.03.1963) Fakat bütün çabalara ve özen gösterilmesine karşın seyirci fazla ilgi göstermez "Koca Bebekler" adlı oyuna. Acele yeni oyun için kollar sıvanır. Sezonun başından beri Devlet Tiyatrosu sanatçısı Melek Ökte'nin, Oraloğlu Tiyatrosu'nda "Gelin" adlı oyunu yöneteceği ve bu oyunda konuk oyuncu olarak görev alacağı haberleri gazetelerde çıkmaktadır. Nihayet bu sezonun son oyunu olarak, Emil Zola'nın 'Therese Raquin' adlı romanından Marcelle Mauret'in tiyatroya "Gelin" adıyla uyarladığı oyunun provaları başlar ve 1 Nisan 1963 günü seyirciyle buluşur oyun. Haldun Dormen gibi Melek Ökte de yardımcılarıyla gelir Oraloğlu Tiyatrosu'na. Dekorları ve kostümleri Devlet Tiyatrosu'ndan Refik Eren ve Hale Eren tasarlarlar. Lûtfi Ay'ın aynı çizgideki özel 'sanat' tiyatroların işbirliği, şimdi de Devlet Tiyatrosu-Özel Tiyatro dayanışmasına dönüşmüştür. "Gelin" 1954 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Melek Ökte'nin rejisini ve başrolünü üstlenmesiyle Ankara'da sergilenmiş, hatta İzmir ve Bursa'ya da götürülmüştür. Geçen sezonda büyük ilgi gören "Kötü Tohum" adlı oyunla birlikte 7 oyun sunmuştur bu dönemde seyircilerine Oraloğlu Tiyatrosu. Özel bir tiyatro topluluğu için olağanüstü bir çaba ve özveri gerektiren bir iştir bu. 22 Mayıs'ta Gölcük'le başlayan Anadolu turnesine çıkılır. Ağustos ayında İstanbul'da yazlık sinemalar "Ağaçlar Ayakta Ölür" oyunuyla dolaşılır fakat oyuncu kadrosunda büyük değişiklikler vardır. "Kötü Tohum" oyununun seyirci tarafından çok beğenilmesi sinemacıların dikkatini çeker. And Film'in sahibi Turgut Demirağ ile Pesen Film şirketinin ortaklarından Gani Turanlı film teklifi götürürler Lâle Oraloğluna. Oyun senaryolaştırılır ve çekim başlar. Dönemin tanınmış oyuncuları; Bedia Muvahhit, Suna Pekuysal, Öztürk Serengil Nedret Güvenç rol alır filmde. Ardından Eylül ayında, 7 oyununu da Ankara'ya taşır Oraloğlu. Ankara turnesi sonlarında Oraloğlu Tiyatrosu ile Ankara'nın beğenilen tiyatrosu Ankara Meydan Sahnesi arasında bir anlaşmazlık çıkar.Lâle Oraloğlu "New York'ta Bir Pazar" adlı oyunun, Türkiye'de oynanma hakkını satın almıştır. Oysa turnede olan Ankara Meydan Sahnesi bu oyunu oynamaktadır ve İstanbulda da sergileyecektir. Oyunun telif haklarını alan ajans ve Oraloğlu Tiyatrosu haklarını aramak için kanuni yollara başvururlar.

ORALOĞLU TİYATROSU

Oraloğlu Tiyatrosu, 1963-64 sezonuna kadrosunu yenileyerek başlar. Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan ayrılan İstanbul'da 'Tiyatro Alpago' adıyla bir topluluk oluşturan ama işleri iyi gitmeyen Saim Alpago, Oraloğlu Tiyatrosu'na katılır. Yine bir süre önce kendi adıyla tiyatrosu bulunan ve sinemada da tanınan İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncularından, Abdurrahman Palay da katılır topluluğa. Aysel Gürel ile Ayten Güvenç zaten turneler sırasında Oraloğlu Tiyatrosu'na katılmışlardır. Füsun Şahin (Erbulak) ve Tülin Oral tiyatronun yeni isimleridir. Yağız Tanlı, Ergun Özcan, Ender Şimşek, İsmet Barlas, İhsan Yüce, Lâle ve Alev Oraloğlu eski kadrodandırlar. Topluluk, Henry Denker'in yazdığı "Doktor Freud ve Hastası" adlı oyunla 30 Eylül'de başlar sezona. Oyunu Aygen Törümer dilimize çevirmiştir, Dekorunu Teoman Orberk'in, kostümlerini Lâle Belkıs'ın tasarladığı oyunu, Lâle Oraloğlu sahneye koyar. Alev Oraloğlu'nun dışında tüm kadro rol alır oyunda. 21 Ekim'de ikinci oyun sahne alır. Monte Doyle'nin "Kaçak" adlı, 'cinai 3 perde' olarak takdim ettikleri oyunudur bu. Nedim Kenter'in türçeleştirdiği oyunu Coşkun Tunçtan sahneye koyar, dekorları ise Duygu Sağıroğlu tasarlar. Oyunda Saim Alpago, Ender Şimşek, Yağız Tanlı, Lâle Oraloğlu, Ergun Özcan, İhsan Yüce, ve İsmet Barlas rol alırlar. Bir ay sonra üçüncü oyun girer devreye. Gazetelerde Oraloğlu Tiyatrosu'nun şu ilanı çıkar: "Kötü Tohum"un unutulmaz yıldızı Alev Oraloğlu ve Büyük Aktör Saim Alpago, "BÜYÜKBABA" oyununda 22 Kasım'dan itibaren ORALOĞLU TİYATROSU'nda. Biletler satışa çıkarılmıştır. Genel istek üzerine matineler cumartesi, pazar 15 ve 18 sair günler 18'e alınmıştır. "Dr. FREUD VE HASTASI "son günler. "KAÇAK" çığlıklarla devam ediyor". "Büyükbaba" Amerikalı yazar Lawrence Edward Watkin'in "Ödünç Alınan Zaman" romanından J. Watkin tarafından oyunlaştırılmıştır. Oyun 1949 yılında Muhsin Ertuğrul'un 40. Yıl jübilesinde oynanmıştır. Seniha B. Göknil tarafından çevrilen oyunu, Saim Alpago koyar sahneye. 23 Aralık'ta yine bir ay arayla dördüncü oyun sunulur seyirciye: "Hint Domuzları". Jamaique Yves'in yazdığı bir Fransız komedisidir oyun. Muhittin Sandıkçıoğlu'nun dilimize kazandırdığı oyunu, Abdurrahman Palay yönetir bu kez. Tam 23 kişinin rol aldığı, aile içi geçim ve konut sorununu anlatan, çok kişili bir oyundur bu. Sezon başında güçlü ve kalabalık bir kadro kuran Oraloğlu Tiyatrosu'nda ufak çaplı huzursuzluklar da başgöstermeye başlar. Tülin Oral, Dormen Tiyatrosu'na, Ali Yalaz, oynadığı küçük rollerden şikayet ederek, Münir Özkul Topluluğu'na geçer. Aysel Gürel prova sırasında Lâle Oraloğlu ile tartışınca istifasını verir. 1964 yılının Şubat ayında ise, "Keresteci Tevfik Bey" adlı yeni bir komedi sergilenir Oraloğlu Tiyatrosu'nda. Summer A. Long'un yazdığı Süreyya Birgen'in uyarladığı oyunu, Saim Alpago yönetir. Dekoru yine Turgut Atalay tasarlamıştır. Saim Alpago, Ayten Güvenç, Güngör Duracan, Ender Şimşek, Ergun Özcan ve Nurhan Nur rol alır. Bu oyun da beğenilmez seyirci tarafından. Işlerin kötü gitmesi nedeniyle nerdeyse beş ayda beş oyun çalışılmış ve sahneye çıkarılmıştır. Bu, ağır bir çalışmadır bir özel tiyatro için. "Büyükbaba"nın dışında öteki oyunlar da ilgi görmemiştir. Üstelik kalabalık ve ünlülerin de bulunduğu kadroyu geçindirmek zor olduğu için, iki kola ayrılır topluluk. Lâle Oraloğlu'nun başını çektiği grup Trakya'dan başlayarak Anadolu turnesine çıkar. Saim Alpago'nun başında bulunduğu grup ise İstanbul'da perdelerini açık tutmaya çalışır. İşlerin iyi gitmemesi konusunde şunları yazar Lûtfi Ay: "Bildiğimiz gibi bir hükme varmak gerekirse talihsizliğin bu işteki payı inkar edilemez. Mevsim başından bu yana çıkarılan iki, üç oyun "Büyükbaba" bir yana bırakılırsa, umulan ilgiyi görmemiş, dördüncü oyun alarak sahneye konulan "Hint Domuzları" ise, mesken davası gibi çok yaygın bir sosyal konuyu işlediği halde tutmamıştır. Şimdi beşinci oyun olarak bir adaptasyon "Keresteci Tevfik Bey" son deneme oluyor. ..... Repertuar meselesi de yanılmıyorsak Oraloğlu Tiyatrosu'nun karşılaştığı ve ne yazık ki iyi bir şekilde halledemediği güçlüklerin başında gelmiştir. .... Yanlışlık tek aktrise, aktöre ve -kabiliyeti ne kadar büyük olursa olsun- bir hârika çocuğa dayanarak, hep onlara göre oyun seçmekle başlamıştır. Oysa seçilen oyun, oyun olarak iyi, geniş ilgi uyandıracak nitelikte değilse, başarıya ulaşmak kolay olmaz. Sonra topluluğun bir zamanlar tecrübesiz, kifayetsiz oyuncularla doldurulması da küçümsenemiyecek bir rol oynamıştır bu sonuçta ...... Nihayet o küçük sahneye sığmıyacak, orada gerçek çerçevesini bulamıyacak oyunları 'Seyirci nasıl olsa gelir' düşüncesiyle oynamanın çok zararı dokunmuştur Oraloğlu Tiyatrosu'na. ..."

ORALOĞLU TİYATROSU

1964-65 sezonu, 28 Eylül 1964 Pazartesi günü Jean Paul Sartre'ın "Altona Mahpusları" adlı oyunuyla başlar. Jean Paul Sartre'ın yazdığı son oyunudur bu. 1959 yıllında Paris'te sergilenmiş büyük beğeni toplamıştır. 1961 yılında birçok ülkede sahnelenmeye başlamış ve ilgiyle izlenmiştir. Yine iddialı ve zor bir girişle başlamıştır sezona Oraloğlu Tiyatrosu. Lâle Oraloğlu'nun yönettiği oyunu, Mahmut Sait Kılıççı Türkçeye çevirmiştir; dekoru Teoman Orberk, kostümleri Nil Gerede tasarlamıştır. Işıkları ise ünlü sinema yönetmenimiz Lütfi Akad kurgular. Oyundaki rol dağılımı şöyledir: Venüs Biriz (Leni), Lâle Oraloğlu (Yohanna), Cüneyt Türel (Werner), İhsan Yüce (Baba), Yağız Tanlı (Frantz), Süha Baydar (Bir SS), Ahmet Kılıç (Amerikalı), Belkıs Bener (Kadın), Nusret Seren (Teğmen Klages), Necdet Caneri (Bir Başçavuş). Dünya üniversitelerinin yarıştığı Erlangen Festivali'nde en iyi yönetmen ödülü alan Cüneyt Türel girmiştir kadroya. O dönemde çok tartışılmaktadır Sartre ve varoluşçuluk felsefesi. Kimi eleştirmenler, Lâle Oraloğlu'nun, Sartre'ı ve felsefesini iyi bilmediğini ve bu nedenle oyunu iyi yorumlayamadığını öne sürerler. Kimi eleştirmenler de gişe kaygısı duymadan böyle bir oyunu seçtiği için kutlarlar onu. İkinci oyun olarak Amerikalı yazar Greb Gardner'in "Binlerce Soytarı" adlı oyununu düşünülmektedir. Geçen Sezon Pariste, başrolünü Yves Monatad'ın oynatığı oyun uzun süre afişte kalmış ve pek beğenilmiştir. Montand'ın rolü için Orhan Boran'ı düşünmektedir Lâle Oraloğlu ama Orhan Boran'dan olumlu cevap alamaz, çünkü daha önceden gazinolarla yapılmış anlaşmaları vardır Orhan Boran'ın. Bu projeyi erteleyerek Melih Vassaf'ın Viyana'da seyrettiği ve Oraloğlu'na önerdiği Bernard Shaw'ın "Pygmalion" adlı oyunu girer devreye. Üstelik Vassaf'ın getirdiği oyun metni küçük sahneler için düzenlenmiş, ufak tefek değişikliklerin yapıldığı bir teksttir. Bu oyun için bir süredir tiyatro yapmayan ve bir bale okulu açan Yıldız Alpar ve yılların tiyatrocusu Şahin Tek konuk oyuncu olarak getirilirler Oraloğlu Tiyatrosu'na. Oyunu Melih Vassaf ve Gülay Tükel "Bir Kadın Yarattım" adıyla aktarırlar Türkçe'ye. Lâle Oraloğlu sahneye koyar. Lütfi Akad dekor ve ışıkları, Nil Gerede kostümleri tasarlar. Yeni oyuncuların katılımıyla ve yine kalabalık bir oyuncu kadrosuyla sahnelenir oyun. 100 kez sergilendikten sonra İstanbul'da deneme yayını yapan çok az kişinin izleyebildiği televizyon yayınında da Oraloğlu Tiyatrosu'nun oyuncularıyla sunulur oyun televizyonda. Sonraki yıllarda "My Fair Lady" adıyla müzikal oyun olarak Devlet Tiyatrosu'nda büyük bir başarıyla sahnelenecektir aynı oyun. Alev Oraloğlu için seçilen "Pollyanna" üçüncü oyun olarak perde alır. Bu oyun için geçen sezon Dormen Tiyatrosu'na geçen Tülin Oral geriye dönmüş ve Cahit Irgat katılmıştır topluluğa. Alev Oraloğlu yine övgüler alır, oyun beğenilmiştir. Dördüncü oyun bir yeniliktir. İlk kez bir Türk yazarın eseri sahneye taşınır Oraloğlu Tiyatrosu'nda. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın "Gulyabani" adlı romanını aynı adla uyarlar Lâle Oraloğlu ve sahneye koyar. Müziklerini İlham Gencer yapar. Dekoru Erhan Demirok, kostümleri Güner Peyman tasarlar. Koreografiyi de Deniz Uyguner oluşturur. Oyun aydın kesim arasında ilgiyle karşılanır. Sezonun sonunda turneler başlar. Temmuz ayında uzun süreceği söylenen Avrupa turnesi iyi gitmez apar topar ülkeye döner topluluk.

1965-66 sezonu başlarken Orhan Boran'ın başrolünü kabul etmediği "Binlerce Soytarı" oyunu tekrar gündeme gelir. Yine bir erkek oyuncu bulunamaz. Aslında bu oyunun öteki başrolünü Alev Oraloğlu oynayacaktır. Anlaşıldığı gibi Alev Oraloğlu için bir oyun aranmaktadır. Sonunda başka bir oyun bulunur, altı çocuğun da rol aldığı , Lillian Helman'ın yazdığı "Çocuklar ve Büyükler" adlı oyundur bu. "Çocuklar ve Büyükler" oyunuyla başlar sezon. Oyunu Lâle Oraloğlu dilimize çevirmiş ve sahneye koymaktadır. Dekoru Lütfi Akad'ın tasarladığı oyunda şu oyuncular rol alır: Ayten Güvenç, Oya Başar, Nur Erkut, Sema Başer, Nadya Budak, Alev Oraloğlu, Venüs Biriz, Yıldız Kafkas, Gürdal Onur, Sevgi Gülcan, Lâle Oraloğlu, Hikmet Karagöz. İkinci oyun olarak Fransız yazarı Jean Canolle'ün yazdığı Asude Zeybekoğlu'nun dilimize çevirdiği "Kralın Kısrağı" sahne alır. Oyunu, kostümleri de tasarlayan Lâle Oraloğlu koyar sahneye. Dekoru yine Lütfi Akad yapmıştır. Kalabalık (20 kişi) bir oyuncu grubu rol alır. Oyunu, geçen sene Dormen Tiyatrosu ve Arena Tiyatrosu repertuarlarına almış, fakat sahneye çıkarmamışlardır. İngiltere Kralı VIII. Henry ile politik nedenlerle evlendiği Alman Prensesi Anna von Cleve arasında geçen komik olaylar işlenir oyunda. 1966 yılının Mart ayında üçüncü oyun gelir. John O'Hara'nın "Balayı" adlı oyunudur bu. Lâle Oraloğlu'nun sahneye koyduğu oyunda başrolleri Lâle Oraloğlu ve Gürdal Onur paylaşırlar. Birbirlerinin paralarına göz dikerek evlenen iki kişinin birbirini yok edip servetlerine konmak için çevirdikleri türlü dolaplar anlatılır oyunda. Sezonun sonunda Anadolu yolları görünür Oraloğlu Tiyatrosu'na. Turneye çıkılacaktır. "Çocuklar ve Büyükler", "Kralın Kısrağı", "Altona Mahpusları" ve "Balayı" oyunlarıyla yapılır turne.

ORALOĞLU TİYATROSU

1966-67 sezonu açılırken Lâle Oraloğlu'nun, küçük Alev için bir çocuk tiyatrosu kuracağı haberi düşer gazete sayfalarına. Bu tiyatro için önce Grimm Kardeşlerin "Kül Kedisi" öyküsünün oyunlaştırılması düşünülür. Bu gerçekleşmez yerine "Noktacık" adlı çocuk oyunu sahnelenecektir daha sonra. Topluluğun ilk Oyunu "Evlilik Dolabı" dır. Leslie Stevens'in yazdığı bu oyunu daha önce Altı Tiyatrosu'nda sahneye konmuş ve büyük başarı sağlanmıştı. Lâle Oraloğlu'nun yönettiği oyunun şimdiki kadrosu ise şu oyunculardan oluşur: Lâle Oraloğlu, Lâle Belkıs, Yağız Tanlı, İhsan Yüce, Melih Lâçinkaya. Alev için yapılan "Noktacık" oyunu ise Erich Kastner'in bir çocuk öyküsünün Lâle Oraloğlu uyarlamasıydı. Dekoru Altan Erbulak, kostümleri ise Lâle Belkıs tasarlar. Oyundaki başlıca rolleri; Alev Oraloğlu, Erdoğan Tuncel, Ayten Güvenç, Madelet Tibet, Dikmen Gürün oynarlar. Ardından Aristophanes'in "Lysistrata" adlı oyunu, "Kadınlar I-Ih Derse" adıyla sahneye taşınır. Bilindiği gibi Aristophanes, oyununda savaş-barış sorununu öne çıkarır. Savaşa giden erkeklerin kadınları, bu savaşların bitmemesi üzerine, Lysistrata'nın önerisiyle, erkeklerine cinsel ilişki konusunda hayır diyerek onları evlerine dönmelerini sağlayan boykot'un hoş bir dille anlatılmasıdır. Bir süre sonra oyun, müstehcen bulunur. 5 Nisan 1967 günlü Milliyet Gazetesi, olayı, şu kelimelerle duyurur: " 'Kadınlar I-ıh Derse' Müstehcen Bulundu: Oraloğlu Tiyatrosu'nda temsil edilmekte olan Aristofanes'in "Kadınlar I-ıh Derse" isimli piyesi, Basın Savcılığınca müstehcen bulunmuştur. Prof. Dr. Sahir Erman, Prof. Dr. Öztekin Tosun ve Prof. Dr. Ayhan Önder'den kurulu bilirkişinin verdiği rapordan sonra Savcılık eserin temsilden kaldırılması için Valiliğe yazı yazmıştır. Ayrıca Savcılık isteği üzerine Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi eserin temsiliyle ilgili olarak şu kararı almıştır: "Seyredenlerin ar ve hâyâ duygularını incitici mahiyette müstehcen görülen piyesin sahnelerine ait fotoğrafların suç delili olarak muhafaza altına alınması" Eserin temsiliyle ilgili şahıslar hakkında da kovuşturmaya başlanmış, tiyatro vitrinindeki fotoğraflar da kaldırılmıştır. Tiyatro yöneticileri dün akşam üzeri ve geceki oyunlara gelen seyircilere savcılığın kararını bildirmişlerdir". Bunun üzerine olayı protesto eden Lâle Oraloğlu tiyatro solonunun sahnesinde açlık grevine başlar. Açlık grevinin 9. günüde Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya katılan Oraloğlu, bitkin vaziyette 1.5 saat kendi isteğiyle ayakta savunma yapar. Avukatlar, bilirkişi heyetine itiraz ederler. Mahkeme yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirir. Bu heyet oyunun müstehcen olmadığı yönünde rapor verir ve oyun tekrar sergilenmeye başlar. Suadiye Atlantik Sineması özel tiyatrolardaki kimi oyunları kendi salonunda Kadıköy'lü seyircilere sunmaktadır. Oraloğlu Tiyatrosu da bu gösterilerin devamlı topluluklarındandır. Sezon içinde "Evlilik Dolabı", "Noktacık", "Kadınlar I-Ih Derse" adlı oyunlarını defalarca oynarlar Suadiye Atlantik Sineması'nda. Bu daha sonraki yıllarda da devam edecek, böylece Oraloğlu Tiyatrosu karşı yakadaki seyircisiyle kolay bir biçimde buluşacaktır. Mayıs ayında Ankara'da AST'ın salonunda oyunlarını sergileyen Oraloğlu Tiyatrosu, "Kadınlar I-Ih Derse" oyunuyla Anadolu Turnesi'ne çıkar ve 1 Ağustos'tan itibaren İzmir Fuarı Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilemeye başlar oyununu. İzmir Fuarında, Açıkhava Tiyatrosu'na girmek kolay değildir. Oyun beğenilmezse, iflas eder tiyatro topluluğu. Ama "Kadınlar I-Ih Derse" yasaklanması nedeniyle ilgileri üzerinde toplamıştır.

ORALOĞLU TİYATROSU

1967-68 sezonuna 4 Ekim'de başlanır. Açılış, Claude Bal'ın yazdığı, Osman Nuri Karaca ve Adli Moran'ın dilimize çevirdiği "Ezilenler" adlı oyunla yapılır. Önemli rollerini Lâle Oraloğlu, Gürdal Onur, Burçin Oraloğlu, Ayten Güvenç, İsmet Barlas ve Erdoğan Tuncel'in üstlendiği oyun, Osman N. Karaca ve Adli Moran Türkçeye çevirmiş, Lâle Oraloğlu sahneye koymuştur. Gördüğü ilgi üzerini "Kadınlar I-Ih Derse" adlı oyun da devam eder. Bu oyunun ardından "Anna Frank'ın Hatıra Defteri" konur sahneye. Tahmin edileceği gibi Alev Oraloğlu için seçilmiştir bu oyun. Frances Goodrich ve Albert Hackett'in birlikte yazdıları oyunu, Bedia Akkoyunlu çevirmiştir dilimize, Lâle Oraloğlu koyar sahneye. Dekoru Mengü Ertel, kostümleri Sevil Ilgaz tasarlamıştır. Dormen Tiyatrosu'nun izniyle Turgut Boralı konuk oyuncu olarak katılır oyuna. Rol dağılımı şöyledir: Zerrin Sümer / Belma Erkut (Miep), Turgut Boralı (Herr Frank), Gürdal Onur / Tanju Şarman (Her Van Dean), Ayten Güvenç (Frau Van Dean), Enver Demirkan (Peter), İsmet Barlas (Kraller), Lâle Oraloğlu / Zerrin Sümer (Frau Frank), Berrin Süngü (Margot), Alev Oraloğlu (Anna) ve Erdoğan Tuncel (Dussel). Bu sezon da pek iyi gitmez işler. Sadece iki oyun konmuştur sahneye sezon içinde. Kadıköy tarafında Atlantik sinemasına birkaç oyun götürüldükten sonra turneye çıkmaya karar verilir. Bütün bu koşuşturmalar, içinde ünlü oyuncuların da rol aldığı kalabalık kadrolar, gişeye yönelik olmayan bir repertuar sonucu oldukça borçlanmıştır Lâle Oraloğlu. Salonunun bir talibi vardır. İstanbul Tiyatrosu'ndan ayrılan Muzaffer Hepgüler, kendi adına bir topluluk oluşturmuş salon aramaktadır. Oraloğlu, 150.000 lira kaşılığında salonu Hepgülere verir ve salonuna veda eder.

1968-69 sezonu için Taksim ile Harbiye arasında bir salon aranır fakat bulunamaz. Lâle Oraloğlu bütün sezonu Anadolu turnesi yaparak geçirmeye karar verir. 5 Ekim'den 20 Kasım'a kadar Anadolu, "Ezilenler" adlı oyunla karış karış dolaşılır . Turne kadrosunda şu oyuncular vardır: Lâle Oraloğlu, Gürdal Onur, İsmet Barlas, Sevgi Barlas, Erdoğan Tuncer, Tanju Şarman, Enver Demirkan, Rıfkı Mert, Haldun Ergüvenç. Bu ara Oraloğlu Tiyatrosu'nun yeni ortakları vardır: Gürdal Onur, Erdoğan Tuncel ve Rıfkı Mert. Kasım ayının sonunda İstanbul'a dönülür. Lâle Oraloğlu, Namık Kemal'in, "Vatan Yahut Silistre" adlı oyununu modernleştirerek yeniden kaleme alır. Oyunda zaman ve mekan birliği oluşturur, uzun tiratları benzer kişilikli oyunculara dağıtır. Oyunun galası Selimiye Askeri Kışlası'nda yapılır ve ver elini Anadolu. Daha çok Silahlı Kuvvetler'e, kent bürokratlarına sergilerler oyunlarını. 1969-70 sezonu da turnelerle geçer. "Vatan Yahut Silistre" oyununun yanısıra, daha önce sahneledikleri "Rüya Doğru Çıkınca""Ne Çıkarsa Bahtına" adıyla oynamaya başlarlar. Bu oyunlara eski oyunu, "Evlilik Dolabı"da eklenir. İki kez Kıbrıs'a da gidilir bu turneler sırasında. Milliyet Gazetesi bu olayı şu şekilde haberleştirir: "Başarılı Temsillerinden Sonra Lâle Oraloğlu Tiyatrosu Tekrar Kıbrıs'a davet edildi: Kıbrıs turnesinin başarılı geçmesi üzerine Lâle Oraloğlu ve arkadaşları çeşitli temsiller vermek üzere Yavru Vatana çağrılmışlardır. Kırıs Türk Cemaatinin davetine uyarak 10 günlük turne sırasında Baf, Limasol, Larnaka, Lefke, Magosa ve Lefkoşa'da temsiller veren Lâle Oraloğlu Tiyatrosu "Vatan Yahut Silistre", "Ne Çıkarsa Bahtına", "Evlilik Dolabı", adlı oyunlarıyla Kıbrıs'lıların kalplerini fethetmişlerdir. Bu seyyahatte Fazıl Küçük'le de tanışan oyuncular, "Vatan yahut Silistre"yi oynadıktan sonra piyesin yazarı vatan şairimiz Namık Kemal'in Magosa'da atıldığı zindanı da ziyaret etmiştir." Çok verimli geçer bu turneler. Lâle Oraloğlu borçlarını ödeyebilecek duruma gelmiştir. Üstelik "Klüp BB"de şarkı da söylemektedir artık.

ORALOĞLU TİYATROSU

1970 yılının yazında Lale Oraloğlu, tiyatro serüvenine İstanbul'da devam etmeye karar verir. 09.08 1970 tarihli Milliyet Gazetesinin sanat haberleri köşesinde şu haber yayınlanır: "PERDELER AÇILACAK AMA HANGİ SALONDA: .......... Sekiz yüz bin liraya varan borcunu ödemek için iki yıldan beri Anadolu turnesi yapan Lâle Oraloğlu nihayet İstanbul'a dönmüştür. Borcunu son kuruşuna kadar ödeyen Lâle Oraloğlu bir taraftan müzikli bir oyun ve bir senaryo yazarken diğer taraftan Şişli'de kendi apartmanının altına bir tiyatro salonu yaptırmaya çalışmaktadır. Bu salon ancak gelecek sonbaharda biteceğinden Lâle Oraloğlu sezonu boş geçirmemek için Harbiye'deki Yapı Endüstri Merkezi salonunu kiralamak için başvurmuştur. Aynı salona Arena ile anlaşması biten Ulvi Uraz taliptir. Yapı Endrüsrti Merkezi sekiz aylık kira için 100 bin lira istemektedir". Yapı Endüstri Merkezi'ndeki salon geçen sene Dostlar Tiyatrosu tarafından açılmış ve seyirciler bu salona alışmıştır. Oraloğlu Tiyatrosu için iyi bir yerdir. Fakat bu kiralama işi gerçekleşmez. Bunun yerine Nişantası'ndaki LCC salonunu kiralar Lâle Oraloğlu. Kadro kurma hazırlıklarına girilir; Mümtaz Ener, Refik Kemal Arduman, Gürdal Onur, Orçun Sonat, Bülent Erbaşar ve Cenk Es ile anlaşma yapılır İlk oyun, daha önce de sahneledikleri Claude Ball'in "Ezilenler" adlı oyunudur. Ama bu oyunda, anlaşma yapılan Bülent Erbaşar ve Cenk Es yoktur. Ergun Özcan, Handan Adalı, Atilla Türköz, Selma Sonat, Duygu Ankara, Sadi Mutlu adlı oyuncular eklenir topluluğa. İkinci oyun ise Lâle Oraloğlu'nun yazdığı, "Anneme Koca Arıyorum" adlı müzikaldir ve kızıyla başrolleri paylaşacaktır. Lâle Oraloğlu, müzikali ve şarkı sözlerini yazar, besteler, sahneye koyar ve müzikalin başrolünü oynar. Yani beş karpuzu bir koltuğa sığdırmıştır Oraloğlu. Bu durum kimi eleştirmenler tarafından yadırganır. Oyunun koreografisini, dekor ve kostümlerini Deniz Uyguner yapar. Bu salon da pek bilinen bir salon değildir. Ayrıca oyun da Nişantaşı seyircisinin ilgisini çekmez. Mayıs ve Haziran aylarında oyun, Fındıkzade'deki Bulvar Tiyatrosu salonuna geçer. Ardından bir sezon daha turneyle geçer.

1972-73 sezonunda Beyoğlu'ndaki Alkazar Sineması'na adımını atar Oraloğlu Tiyatrosu. Burada bulur seyircisini. Sinema salonu ikiye bölünmüş bir kısmı tiyatro salonu olarak işletilmektedir. Ayfer Feray-Nisa Serezli Tiyatrosu, Ayfer Feray Tiyatrosu ve Gülsüm Kamu Tiyatrosu kullanmıştır daha önceleri bu salonu. Bu kez Oraloğlu şansını deneyecektir. İlk Oyun Jean Marsan'ın yazdığı, Adli Moran'ın türkçeye çevirip uyarladığı, "Kızlar" adlı oyundur. Yine Lâle Oraloğlu sahneye koyar, dekor ve kostümleri Yücel Tanyeri tasarlar. İki kızları olan küçükburjuva bir aileye, yurdışından dil öğrenmek üzere bir konuk kız gelir. Onun yaptığı konuşma yanlışları çeşitli olaylara sebep olur. Sözcükler üzerine kurulu bir komedidir oyun. Eleştirmenler oyunun konusunu ve uyarlamayı pek beğenmezler. Nevin Güler, Maria, Lâle Oraloğlu, Ahmet Uz, Emel Gözne, Mümtaz Ener, Baki Tamer, Orhan Parlakkaya rol alır oyunda. İkinci oyun "Yengenin Fili" adını taşır. Cooney-Champman ikilisinin yazdığı, Ali Yalaz'ın dilimize çevirdiği bir bulvar komedisidir bu oyun. Erol Keskin sahneye koyar oyunu. Oraloğlu Tiyatrosu erkence bir zamanda Nisan 1973'te bir aylık sürecek olan İzmir turnesine gider. Elhamra Sineması'nda "Kızlar" ve "Yengenin Fili" adlı oyunlar sunulur. 1973- 74 sezonunda İstanbul'un Kadıköy yakasına taşınır Oraloğlu Tiyatrosu. Önce Süreyya Cep Tiyatrosu, daha sonra da Kadıköy İl Tiyatrosu'nda sürdürür çalışmalarını. Burada da İzmir turnesinde sergiledikleri oyunları yinelerler. Bir de "Kahraman Çocuklar" adlı bir çocuk oyunu eklenmiştir repertuara.

ORALOĞLU TİYATROSU

1974 yılının yaz aylarında Anadolu turnesi sırasında tatsız bir olay geçer Lâle Oraloğlu'nun başından. "Lale Oraloğlu Kaçakçılık İddiasıyla Yakalandı" başlıklı bir haber yayınlanır gazetelerde. Doğu Anadolu'da "Ne Çıkarsa Bahtına" adlı oyunuyla turnedeyken, Doğubeyazıt'a da uğrar topluluk. Bu kentten çay ve yemek takımları almışlardır. Açıkta satılmaktadır bu mallar ama kaçaktırlar. Oraloğlu, Zerrin Yüce ile birlikte Ağrı'ya doğru giderlerken yolda durdurulur arabaları. Bagajda bu mallar vardır. İki oyuncu karakola götürülür ve haklarında kaçakçılık yaptıkları suçlamasıyla dava açılır. 1974-75 sezonunda yine Kadıköydedir Oraloğlu Tiyatrosu. "Yengenin Fili" oyununu yanı sıra eski oyunlarından "Gulyabani" ve "Anneme Koca Arıyorum" adlı oyunları sergilerler. Artık cepten yemektedir Lâle Oraloğlu. Yeni bir oyunları yoktur. Bu ara hakkında kaçakçılık suçlamasıyla açılan dava sonuçlanır ve 10 ay hapis cezası alır Oraloğlu. Hemen adından TBMM'nde Lâle Oraloğlu'nun da yararlanacağı bir kanun teklifi önerisi verilir. Fakat Oraloğlu, 1976 yılının Mart ayında Sağmalcılar Cezaevine konur. Mecliste, Oraloğlu'nu hapisten kurtaracak olan yasa tasarısı komisyonlar arası dolaşıp durmaktadır. 26 Ağustos 1976 günü tahliye olur Lâle Oraloğlu. 6 ay hapis yatmıştır. Hemen kolları sıvar ve 1976-77 sezonuna, 26 Aralık 1976'da, Şişli'deki Ümit Tiyatrosu'nda perde açar. İki salon vardır burada. Alt kattaki salonda kendi yazdığı "Beşik Sözlüsü" adlı oyununu sahneye koyar. Fazla ilgi görmez oyun. Bu senenin sonunda Ümit Tiyatrosu garaj yapılacağı için kapanır. Yine salonsuz kalmıştır Oraloğlu Tiyatrosu. Ertesi sezon Kocamustafapaşa'ya, Yuvam Sineması'na geçerler. Lâle Oraloğlu'nun Cezaevindeki yaşamından yola çıkarak yazdığı "Kadınlar Koğuşu" sezonun ilk oyunudur. Yine Lâle Oraloğlu sahneye koymuştur. Ardından geçen sene sahneye çıkardıkları "Beşik Sözlüsü" girer devreye. Sezonun sonuna doğru Orhan Parlakkaya'nın derlediği ve yönettiği "Üç Çapkın Arkadaş" sergilenir. Bu yıllardan sonra düzenli bir yaşamı olmaz Oraloğlu Tiyatrosu'nun. Kimi zaman dağarcığında bulunan oyunlarla Anadolu Turnesi'ne çıkılır, kimi zaman da yeni bir oyunla İstanbul'da perde açılır. 70'li yılların sonunda Türkiye'de büyük bir kargaşa yaşanmaktadır. Sokakta insanlar öldürülmekte, ülkede bir terör estirilmektedir. Tiyatro da bundan kendi payına düşeni alır. Seyirci tiyatroya gitmeye korkmaktadır. Anadolu'da kendisine iyi bir seyirci kitlesi bulmuş olan Oraloğlu Tiyatrosu bile artık turne yapamaz duruma gelir. Ülkenin içinde bulunduğu durum ve kişisel sebeplerden tiyatroya 2 yıl ara verir Lale Oraloğlu.

12 Eylül 1980'de Ordu yönetime el koyar. Daha önceki yıllarda sahnelenişinde "Vatan Yahut Silistre" çok iyi iş yapmıştır turnelerde. Genelkurmay'ın izniyle oyun tekrar sahnelenir. Ordu merkezlerinde ve kentteki bürokrat kesimde kemikleşmiş bir seyircisi vardır Lâle Oraloğlu'nun. 1981 yılının Mart ayında tekrar turneye çıkılır. Bu kez Kurtuluş Savaşı'nı konu alan "Yıl 1921" adlı bir oyun kaleme almıştır Lâle Oraloğlu. Milli duyguları coşturan bu oyunla karış karış dolaşılır Anadolu. Bu oyunun devamı olarak "Casuslarla Savaş" adlı oyun daha sonraki yıllarda yine Anadolu yollarına düşecektir. 1983 yılında Aksaray Köşebaşı Tiyatrosu'nda görüyoruz Oraloğlu Tiyatrosu'nu. Yeni oyun "Alman Gelin" adını taşımaktadır. Lâle Oraloğlu'nun yazdığı, yönettiği bir müzikaldir bu oyun. 1980'li yıllar müzikal oyunların iyi iş yaptığı yıllardır. Oraloğlu da bu modaya uyar. Onun için "Anneme Koca Arıyorum", "Alman Gelin" hatta "Beşik Sözlüsü" adlı oyunlarında müzik, ağırlıklı bir yer tutmaya başlar. "Alman Gelin" tahmin edileceği gibi Almanya'ya turneye gider. Ertesi yıl Şehzadebaşı'na eski Direklerarası'na geçilir. Burada Kulüp Sineması'nda yine "Alman Gelin" sahnelenir. Bu salon da tiyatro seyircisinin alışık olduğu bir yer değildir. İyi gitmez işler.

1985 yılında Kadıköy tarafına geçilir yine. Bağlarbaşı'nda, İlahiyat Fakültesi Durağı'nın karşısındaki Dilek Düğün Salonu'nda başlanır tiyatroya. "Beşik Sözlüsü" adlı oyun ufak değişikliklerle "Ağı.. Ağı.. Ağı.." adıyla sahnelenmeye başlar. Ardından "Alman Gelin" ve "Yıl 1921" adlı oyunlar gelir. Bir de yine Lâle Oraloğlu'nun yazdığı "Keloğlan'ın Eşeği" adlı çocuk oyunu eklenir oyun dağarına. Bütün oyunlar Lâle Oraloğlu tarafından yazılmış ve sahneye konmuştur. Oyunların müziklerini de kendisi yapmıştır. "Keloğlan'ın Eşşeği" daha sonraki yıllarda Devlet Tiyatroları'nda birçok kez sahnelenecektir. 1987 yılında 90 yaşındaki annesinin rahatsızlığı sebebiyle yeniden ara verir çok sevdiği tiyatroya. Bu yıldan sonra yedi sene perdesi açılmaz Oraloğlu Tiyatrosu'nun. Bu zaman içinde Lâle Oraloğlu, Ali Poyrazoğlu ve Nejat Uygur Tiyatrosu'nda birer sezon konuk oyunculuk yapar.

ORALOĞLU TİYATROSU

1995 yılında yeni bir oyunla sahnelere döner Lâle Oraloğlu. Bu Sarah Bernard'ın yaşamını konu alan, John Murriel'in yazdığı "İstakozun Çığlığı" adlı iki kişilik bir oyundur. Dilimize Lâle Oraloğlu çevirir, İ. İzzet Bana yönetir, dekor ve kostümleri Deniz Uyguner tasarlar. Murat Genç ve Lâle Oraloğlu yorumlarlar oyundaki karakterleri. Müjdat Gezen Tiyatrosu ve Beşiktaş Kültür Merkezi'nde sahnelenen oyun, Oraloğlu Tiyatrosu'nun son oyunudur. 1990'lı yılların sonlarına doğru "Kadınlar Koğuşu" adlı oyun Alev Oraloğlu'nun da katılımıyla çeşitli yerlerde (Dilek Düğün Salonu, Yayla Kültür Merkezi vb) sergilense de düzenli bir çalışma olmaz. Lâle Oraloğlu'nun yeni bir heyecanı vardır artık. Her hafta arabasına atladığı gibi Konya'ya, Selçuk Üniversitesi'ne, burada açılan konservatuar'a, öğrencilerine koşar. Uzun yıllar edindiği deneyimlerini genç oyuncu adaylarına aktarır. Artık öğretmendir Lâle Oraloğlu.

Tiyatro sanatını delicesine seven 2007 yılında aramızdan ayrılışına kadar her an tiyatro soluyan ve kimselerden destek almadan büyük bir mücadele ile tek başına sürdürmüştür tiyatro yaşamını. Kurduğu Oraloğlu Tiyatrosu da onunla birlikte bize veda etti. Nedenini bilemiyoruz ama hiç Türk Tiyatro yazarlarının yapıtlarını sergilemedi tiyatrosunda, ya uyarlama yaptı (Gulyabani) ya da kendi yazdı. Tünel'deki küçücük sahnesinde kalabalık kadrolu oyunlar seçti. Seyircisini yanlış mekanlarda aradı. Yanlış oyuncularla çalıştı. Bütün bu olumsuzluklara karşı kurduğu tiyatroyu ölümüne kadar sürdürmeyi de bildi. Ülkemizin aydınları, tiyatro eleştirmenleri nedense pek desteklemediler Oraloğlu'nu. Onun atak çıkışlarını, Bir Ibsen'i, bir Sartre'ı sahneye taşımasını, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Gulyabanisi'ni oyunlaştırmasını, oynadığı oyunlarını yazmasını, müziklerini bestelemesini yadırgadılar. Bir anlamda dışladılar Oraloğlu'nu. Oysa Lâle Oraloğlu kimi zaman aydınlara çağdaş oyunlar sundu kimi zaman da Anadolu insanına hamasi oyunlar götürdü, kent küçükburjuvasına bulvar komedileri sundu. Oyunların bazıları iyi bazıları da kötü oldu. Büyük borçlara girdi, tiyatronun onuru için açlık grevleri yaptı, hapis yattı. Ama tiyatroyu hiç bırakmadı.

(Lale Oraloğlu'nun "Seyircilerimle Hasbıhalim... Yazılanlara İlk Cevabım" yazısını okumanızı öneririz.)

 

Levend Yılmaz

 

*YAZI İLE İLGİLİ GÖRSELLERE ULAŞMAK İÇİN...

 

*SEYİRCİLERİMLE HASBIHALİM...YAZILANLARA İLK CEVABIM - LALE ORALOĞLU

 

*Levend YILMAZ'ın önceki yazısı "AKSARAY KÜÇÜK OPERA TİYATROSU" için tıklayınız...

 

 

MÜZEYİ TAKİP EDİN

ŞEHİR TİYATROSU

KUMBARACI 50

İSTANBUL HALK TİYATROSU

TİYATRO KARNAVAL

SEMAVER KUMPANYA

TİYATRO KUMPANYASI

İSTANBUL KUMPANYASI

TİYATRO BOYALI KUŞ

ATÖLYE TATAVLA

HAYAL PERDESİ

Kullanıcı girişi