MÜZEDEN HABERLER


*"HATIRALAR GALERİSİ" bölümümüz açıldı.

*Yavuz PEKMAN "BİR GÜZEL YAYGARA" başlıklı yeni yazısıyla tiyatromuzesi.org'da

*Levend YILMAZ tiyatro tarihimize ışık tutan yazılarına devam ediyor. "ADANA BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROSU" tiyatromuzesi.org'da

*"AVNİ DİLLİGİL SERGİSİ" açıldı.

* "SAHNE ARKASI" bölümümüz açıldı.Fotoğraflar menüsünden bu bölüme ulaşabilirsiniz.

*Sitemize üye olarak yeni gelen eserlerden haberdar olabilir,ana sayfadaki yazılara yada müzemizdeki eserler için yorum yazabilirsiniz.






DARÜLBEDAYİ'NİN İLK YERLİ TELİF ESERİ - BAYKUŞ

 

Beni kim görse, kız, Melike, Melek,

Bir mezarlıkta korkudan sinerek

Daima haykırır, inilderler.

Bana baykuş, ölüm ve kan derler.

 

( Baykuş piyesi, 3.perde 4.sahne )

 

"...Hasılı Hakkı Tahsinle beraber, yine bir akşam, Osmanbeyde Raif Paşa apartmanına gitmek üzere Valideçeşmesinde o tarihte gene beraber oturduğumuz evden çıkmış, Maçka kışlasına doğru çıkan yokuşu tırmanıyorduk. Karanlık bir geceydi. Üstelik yağmur da çiselemeye başlamıştı. Evden çıkalı galiba hiç lâkırdı etmemiştik. Çünkü o gün harbe dair üzüntülü haberler işitmiş, şehirde bir çok ıstıraplı levhalarla karşılaşmıştık. Bunun için ikimizde ruhumuza eğilmiş, ruhumuzun hüznünü dinliyorduk. İşte tam bu esnada, Maçka kışlasının karşısındaki kahvenin bahçesinde bir ağacın üstünden sert bir kanat sesi duyuldu ve arkasından acı acı bir baykuş öttü. Ben ürpererek durdum ve yanımda Hakkı'nın da böyle bir hareketini sezer gibi oldum. Galiba bir şey söyleyecekti. Fakat baykuş bir daha öttü. O zaman arkadaşıma gayriihtiyarî:

-Sus! Karanlıkta baykuş öttü yine!

Dedim. Sonra sinirli bir gülüşle bir şey fısıldadım. Galiba:

-Tuhaf! Aruzla konuşuyoruz, dedim.

İşte Baykuş'un ilk mısraı böyle doğdu."1

Darülbedayi'nin ilk yerli telif eseri Baykuş'un nasıl ortaya çıktığını piyesin yazarı Halit Fahri, böyle anlatır anılarında. Baykuş piyesi yazılmış hazırdır. Ancak Halit Fahri, Baykuş'tan önce Darülbedayi heyetine okumak için Battaille'den yaptığı "Cici Anne" ya da yıllar sonra oynanan adıyla "Hazan Yuvası" adlı piyesi hazırlamıştır. Halit Fahri,"Cici Anne"yi Darülbedayi heyetinin karşısında okumak için Letafet apartmanının büyük salonuna çağrıldığında Hüseyin Suat'ın, "Bırak şimdi adapteyi, şu çantanda gezdirdiğin manzum piyesi çıkar da onu oku " demesi üzerine büyük bir şaşkınlık ve heyacan içinde uzun zamandır çantasında duran Baykuş'u çıkarır ve heyete okur. Piyes hakkında ilk yorum İbnürrefik Ahmet Nuri'den gelir:

-Yahu, bu köpeği sahneye nasıl sokacağız?

O gün Darülbedayi'de oynayacak ilk yerli telif eser Baykuş, Darülbedayi heyeti tarafından ittifakla kabul edilir. Böylelikle Baykuş, Darülbedayi'nin dördüncü ancak ilk yerli telif eser oyunu olmaya hak kazanır. Oyunun sahnelenmesi için Muhsin Ertuğrul görevlendirilir.

Muhsin Ertuğrul, gittiği Belin'den para sıkıntısı ve çeşitli engeller yüzünden, 1916 senesi Aralık ayının başında dönmüş, döner dönmezde Darülbedayi'de Tahsin Nahit'in Robert Flers ile G.A. Caillavet ikilisinin "La Belle Avanture" adlı oyundan uyarladığı "Bir Çiçek, İki Böcek" adlı komediyi sahneye koymuştur. Ertuğrul, Baykuş piyesini sahnelemenin yanı sıra oyundaki "İhtiyar Köylü" rolünüde oynayacaktır. Zaten Halit Fahri bu rolü Muhsin Ertuğrul'u düşünerek yazmıştır.2 Oyundaki diğer rollerde ise; Yolcu'da Raşit Rıza, Mehmet'te Muvahhit, Köylü'de İ.Galip, Nine'de Adriyen ve Perilerin Melikesi'nde Sara Mannik vardır. Ancak Ayşe rolünü oynayacak kadın oyuncu hala bulunamamıştır. Halit Fahri, rolü Eliza Binemeciyan'ın oynamasında ısrar eder. Eliza Binemeciyan ise, daha önce hiç manzum eser oynamadığı için hem piyesi hem de kendisini kötü duruma düşürürüm düşüncesiyle teklifleri geri çevirir." Halbuki bu endişesine hiç mahal yoktu. Zira Türkçeyi pürüzsüz konuşuyor, madam Kınar'daki Ermeni telâffuzundan onda kulağı tırmalayacak hiç bir yakınlık sezilmiyordu. Bilâkis, Eliza'yı tanımayanlar, onu bir Türk kadını bile sanabilirler ve bu zanlarında uzun müddet devam edebilirlerdi. İşte Eliza'nın telâffuzundaki bu düzgünlük, onu pek haklı olarak bu manzum piyeste baş role aday gösteriyordu. Yanlız hakikaten tereddüt edilecek bir nokta vardı: artist, sâf Türk kızı Ayşe'nin hususiyetlerini kavrayabilecek mi idi? Eğer uzun provalar sonunda bunu başarabilirse, diğer tarafta, telâffuz ve inşaat meselesi kendiliğinden halledilmiş olacaktı. Çünkü Eliza'nın sesi de telâffuzu kadar tatlı ve ahenkli idi" 3

Israrlara dayanamayan Binemeciyan, sonunda rolü kabul eder. İlk sahnenin sonundaki köylüler için figüran olarak birkaç kişi ve ikinci perdedeki perilerin raksı sahnesine iştirak etmek üzere Garden Bar artistlerinden birkaç dansöz de eklenince kadro tamamlanır. Provalar başlamadan önce Hüseyin Suat ve Halit Fahri oyun üzerinde birkaç düzeltme yaparlar. Şehzadebaşındaki Letafet apartmanında başlayan provalar birkaç gün sonra Tepebaşı tiyatrosuna taşınır. Oyunun dekorları Galatasaray lisesinin boş bir koğuşunda italyan ressam İzola Bella tarafından yapılmakta, Garden Bar dansözlerinin çıkacağı sahnedeki müzikleri ise Mösyö Hege bestelemektedir.

Muhsin Ertuğrul anılarında Baykuş piyesine hazırlanırken neler yaşadığını şöyle anlatır:

"Halit Fahri Ozansoy'un Baykuş adlı oyununun Darülbedayi'deki hazırlık dönemi benim için çetin bir çalışma süresi niteliğini taşımıştı...Tiyatro dünyası o zamanlar öylesine araç ve gereçten yoksundu ki, başıma bir ihtiyar perukası bulmam olanaksızdı. Piyesin sonunda yere düştüğüm zaman başımdan fesim ve sarık gibi sarılan yemenim bir yana fırlıyor; kendi saçımla başım, ihtiyar görünümümü yalanlıyordu. Bunu inandırıcı bir duruma sokmak için başımın ortasındaki saçları, dökülmüş saç gibi ustrayla kestirmeye karar verdim. Berbere giderek saçlarımı, yaşlıların dökülmüş saçları tarzında kazıttım. Fes altında bulunduğu sürece dışarıdan bir şey belli olmuyordu. Başımı açar açmaz ortası traş edilmiş kafa, bütün çirkinliğiyle ortaya çıkıyordu...Baykuş'un hazırlanması sırasında elimizdeki bütün olanakları kullanarak provalara koyulduk. Çalışmalar ilerledikçe, piyesin aruz vezninde yazılmış olmasına karşın, doğal ve insancıl gözükmesine uğraştık...." 4

Nihayet 28 Şubat 1917'de Tepebaşı Kışlık Tiyatrosu'nda yalnız gazeteciler ve edebiyatçılara oynanmak üzere Baykuş'un genel provası yapılır. Oyun başından sonuna kadar tam bir temsil gibi oynanır. Oyun, seyredenler tarafından beğenilmiştir. Bir kişi hariç. Yahya Kemal. Yahya Kemal oyunun sonunda oyuncuların sahneye çıkıp selam vermelerinden sonra herkesin duyabileceği şekilde "Berbat eser" diye bağırır. Herkes Yahya Kemal'e bakmaktadır. Bunun üzerine Muhsin Ertuğrul, rampa kadar gelerek Yahya Kemal'e, "Yahya Kemal bey!..Ne kadar haykırsanız nafile...Biz, artistler, bu eseri sevdik ve bunu yaşatacağız" 5 der.

 

2 Mart 1917'de Baykuş seyirci karşısına çıkar. Gündüz oynanan oyun sadece hanımlar içindir. Bu oyun, bir kaç mizansen hatası ve Muhsin Ertuğrul'un oynadığı ihtiyar köylü'nün ölen oğlunun cesedinin üstüne kapanıp çığlıklar atması sırasında, bir bayan seyircinin fenalık geçirmesi dışında başarıyla oynanır. Akşam halka açık olarak oynanan oyunun ise önemli bir konuğu vardır. Veliaht Abdülmecid Efendi. Ressam olarakta bilinen Abdülmecid Efendi, piyesi çok beğenir ve tanışmak için Muhsin Ertuğrul'u Edebi kurul üyelerinden Münir Nigâr bey vasıtasıyla Bağlarbaşındaki konağına davet eder. Birkaç gün sonra Muhsin Ertuğrul aldığı davet üzerine Münir Nigâr bey ile Bağlarbaşı'ndaki konağa gider. "Salonda Münir Nigâr Bey'le oturuyoruz. İçeriye sarı saçlarına ve bıyıklarına hafif ak düşmüş yakışıklı Veliaht girdi. Hemen ayağa kalktık. Veliaht gözleriyle bir üçüncü konuğu daha arıyordu. Baykuş'ta ihtiyar rolünü oynayan aktörü arıyordu. Karşısında 24 yaşında tüysüz bir genci görünce yadırgamıştı. Ona nasıl ihtiyarladığımı anlattım. Pek hoşuna gitti. Ogünkü konuşmamız arasında Veliaht,ihtiyar rolünde ocakbaşında bir resmimi yapmak istediğini söyledi, kendisine modellik etmemi rica etti" 6. Bu teklif üzerine Muhsin Ertuğrul, Sedat Simavi ile birlikte Beyoğlu'nda bulunan Sebah et Joailier fotoğrafhanesine giderek makyajlı halde Baykuş piyesinde canlandırdığı İhtiyar köylü karakteriyle fotoğraflar çektirir. Sedat Simavi bu fotoğraflardan üç tanesini her birinden bin tane yaptırmak üzere Almanya'ya göndermiştir.

Darülbedayi'nin oynadığı ilk yerli telif eser olan Baykuş, yazarı Halit Fahri'ye telif gelirinden ayrı olarak Darülbedayi İdare Heyeti tarafından verilen 1000 krş. mükâfat, başrol oyuncusu Muhsin Ertuğrul'a da maaşına 2 lira zam kazandırır. Ertuğrul üç ay sonra piyesten ayrılır ve kendi çevirisi olan Uçurum piyesini sahneye koyar. Darülbedayi'ye oyuncu olmak için giren ama yazarlıkta daha başarılı olan Halit Fahri Ozansoy ise öğretmenlik yapmak üzere Muğla'ya gider. Baykuş piyesi ise otuz sene sonra H.Kemal Gürmen tarafından tekrar İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenecektir.

 

Dipnotlar

1 Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde / Halit Fahri OZANSOY / Ak Kitapevi /1964

2 Benden Sonra Tufan Olmasın / Muhsin ERTUĞRUL / Dr. Nejat ECZACIBAŞI Vakfı Yayınları / 1984

3 Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde / Halit Fahri OZANSOY / Ak Kitapevi /1964.

4 Benden Sonra Tufan Olmasın / Muhsin ERTUĞRUL / Dr. Nejat ECZACIBAŞI Vakfı Yayınları / 1984

5 Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde / Halit Fahri OZANSOY / Ak Kitapevi /1964.

6 Benden Sonra Tufan Olmasın / Muhsin ERTUĞRUL / Dr. Nejat ECZACIBAŞI Vakfı Yayınları / 1984

 

GÖRSELLER :

1- 1917 Yılında basılan Baykuş piyesinin Sedat Simavi tarafından hazırlanan kapağı.

2- Eliza Binemeciyan, Muhsin Ertuğrul, Muvahhit, Kınar Hanım Baykuş piyesinin bir sahnesinde.

3- Baykuş piyesinin broşürü.

4- Muhsin Ertuğrul'un çektirdiği ve Sedat Simavi'nin Almanya'da bastırdığı kartpostallar. Kartların üstünde oyundan replikler yazmaktadır.

- Kara kış selviler büküp kıracak, yine baykuş geberse haykıracak.

- Kadınım girmemiştir kabre henüz.

- Bir çukur yok mu selvilikte bana, ölsem artık.

HAZIRLAYAN : Selçuk YÜKSEL

 

MÜZEYİ TAKİP EDİN

ŞEHİR TİYATROSU

KUMBARACI 50

İSTANBUL HALK TİYATROSU

TİYATRO KARNAVAL

SEMAVER KUMPANYA

TİYATRO KUMPANYASI

İSTANBUL KUMPANYASI

TİYATRO BOYALI KUŞ

ATÖLYE TATAVLA

HAYAL PERDESİ

Kullanıcı girişi