S.GÜNAY AKARSU / 1933 - 30 KASIM 1982

TOPLUMCU TİYATROYA ADANMIŞ BİR YAŞAM;

S.GÜNAY AKARSU

"...Hiçbir şey parça parça değildir, her şey birbirini etkiler, her şey birbiriyle bütünlenir ancak. Dolayısıyla tiyatrocu da içinde yaşadığı toplumun verileriyle belirlenir, içinde yaşadığı toplumun koşulları uyarınca görev yüklenir."

Yukarıdaki satırlar 1972 yılının 17 Mart günü "Demokrat İzmir" gazetesinde "Tiyatrocunun Sorumluluğu" başlıklı " Bilenle Konuşmalar" dizisi içinde yer aldı. " Bilen" S.Günay AKARSU'nun iç diyaloguydu.

Yazı dizi şöyle sürüyordu;

" O görev de her yurttaşın göreviyle aynıdır aslında. Yurdumuzun daha ileriye, yurdumuzda yaşayan insanların daha mutluluğa ulaşması için çabalamak. Bir doktor, bir mühendis, ne bileyim ben, bir öğretmen gibi..."

Bu sözler zamanımızdan tam 40 yıl önce kaleme alınmıştır. Değişen nedir ?

" İnsan olan tiyatrocu gözlem, algılama, düşünme, yargılama işlemlerini çağının gerisinde kalma hakkı olmadığı için yapmak zorundadır. Bilmeyen, gerçeklere gözlerini kapayan, düşünmeyen, öğrenmeyen kişi 'yaya' kalır. Ne kendine yararı dokunur ne de bize."

Yaklaşık 2 çeyrek asır önce sanki bir 'kehanet'miş gibi dile getirilen bu sözlerin sahibi 30 Kasım 1982 günü yaşamdan 48 yaşında ayrılan S.Günay AKARSU idi. Yaşasaydı 79 yaşında olacaktı. O çağa ayak uydurma çabasında tiyatrocularımızdan sadece üzerlerine düşeni yapmalarını, bunun yeterli olacağını, onlardan daha fazlasını beklemediğimizi yıllardır vurgulamıştı. O bu çabasında aralıksız sürdürmeyi, ayak bağı olanların eskimişliklerinin, tükenmişliklerinin iyice ortaya konmasında onların bu yolda zararsız kılınmasını istiyordu. Bunu daha çabuk, daha sağlıklı ilerleyecek tiyatromuzun kendi kişiliğine bir an önce kavuşması için istiyor çaba harcıyordu. S.Günay AKARSU toplumda hiçbir şeyin soyutlanmadığını, bütünden koparılıp ayrılamayacağının altını defalarca kara kalemle çizdi. Dikkat çekmeye çalıştı.

Bir ülke düşünün ki, yurttaşlarından toplanan vergilerden oluşan 'hazine parasını' parasını zimmetine geçirmiş ve mahkum olmuş birisinin ismini bir bilim mekanı olması gereken üniversiteye, Vatanı 'vatan cepheleri' adı altında parçalayıp, insanlarını yoksullukla ezip dış güçlerin uşağı olarak köleleştirenin adını üç büyük şehirden birinin havalimanına, gençleri birbirine kırdırıp sendikaları, işçileri, öğretmenleri, öğrencileri 'fidanları' asanı, işkence altında eziyete mahkum edenin ismini kışlalara-okullara- caddelere verildiği memleketin birinde sanatı emekçinin hizmetine emeğin katılımına sunarken " Devlet Yardımı- elitist kültür festivallerini" protesto edip, Yurdumuzda ilk tiyatro dergisi "OYUN" u ardından "TİYATRO 70" i yayınladığı için cezalandırılan ve yazdığı " Özel Tiyatrolara Devlet Yardımı Üstüne Kuramsal Düşünceler" adlı yazısının ülke genelinde dağıtılan bir İstanbul Sanat dergisinde yayınlatamayan, yazısının yayınlanmayacağını öğrenince " Ben yazmıyorum sanıyordum, meğer yazdırılmıyormuşum" diyen S.Günay AKARSU'nun bu yazısı 1983 Ocak ayında maalesef aramızdan ayrıldıktan sonra değerli insan, namuslu vatandaş, kıymetli yurttaş Sayın Ahmet SAY'ın yönettiği TÜRKİYE YAZILARI dergisinde yayınlandı.

Bu yazısında S.Günay AKARSU;

" Ülkede yönetim herhangi bir sanat dalında, diyelim tiyatroda destekleme gereksinimini neden duyar ? Ya da soruya tersinden soracak olursak özel tiyatrolar neden devletten yardım isterler ? " diye çift yönlü bir soru ile karşımıza çıkar. O yıllardan bakarsak bugün geldiğimiz sorunlar yumağının ipuçlarını tek tek yazısında ele alır. Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları, TRT güldürüleri (!), seyircisiz salonları, seyirci sıkıntısı çekmeyen sanat (!) faaliyetlerini birer birer dile getirir.

Tabiî ki bu durum, yaşam boyu emek verdiği tiyatronun sorunlarının emekten yana, emekçiden yana namuslu toplumcu taraf olarak yaşamının eksenini bu doğrultuda sanata, tiyatroya adamış bir düşün insanının MERHABA sına, sert bir yanıt olarak engellerle-karartmalarla örtülmeye çalışılmasıdır.

Ama bu toplumda kötülerin karşısında ve onlardan daha çok yürekli, daha korkusuz, daha ilerici, daha aydınlık -daha yurtsever, halkını ve yurttaşlarını seven, onları gözeten onların iyiye- güzele-mutluluğa kavuşmasında olanaklar ölçünde katkıyı esirgemeyen bir kesimde cesur ve bilinçli olarak mücadeleye katılmaktadır.

S.Günay AKARSU'nun 1957 den 1982 ye değin dünya görüşü doğrultusunda bir yazı yöntemi geliştirerek uyguladığı tiyatro yazılarının yer aldığı " TOPLUMCU TİYATROYA ADANMIŞ BİR YAŞAM S.GÜNAY AKARSU" adlı eser kurucusu ve yöneticisi olduğu " MERHABA GÖSTERİ TOPLULUĞU" üyelerince yayınlanmış ve 2010 yılında Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) Abdullah BAŞTÜRK "İşçi Edebiyatı Ödülü" ne layık görülmüştür.

Belki ismi bir üniversiteye, bir havalimanına, bir kışlaya, bir cadde veya sokağa verilmedi. Onun adı şu anda emeğe, emekçiye, ileriye, aydınlığa karşı mücadele veren mütevazi ama yaptıkları sanatla pırıl pırıl ışıklı yüzlerin ve heyecanlı yüreklerin katıldığı "ÖZGÜRLÜK Tiyatrosu", "İNSANCIL Tiyatrosu" vb. salonlarda yer alıyor.





Dündar İNCESU

Merhaba Gösteri Topluluğu Üyesi


 

 

 

 

Dünya Tiyatro Günü Üzerine Günay Akarsu İle TRT'de Yapılan Söyleşiyi aşağıdaki videodan seyredebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Video: