HAYATINI BÜYÜK BİR SAN'ATA VAKFEDEN BU ÇOCUKLARI SEVELİM.../ İ.GALİP ARCAN

 

Bu sene ilkbahar turnesinde birinci merhale Ankara idi. Yirmidört kişi idik...Aktrislerimiz Türk hanımlarıydı. Repertuvarımız edebî ve yüksek eserlerdi. Cumhuriyet merkezinin mükemmel ve muhteşem tiyatrosunda ondört temsil verdik. Halk yarışırcasına rağbet etti.

En güzel ve en münevver sınıf ailelerile tiyatroyu doldurdu. Reisicumhur Hazretleri hemen her akşam temsillerimizi şereflendiriyorlardı. Biz sevinç ve iftihar içinde oynuyorduk. Vekiller sahneye gelip bizi ziyaret ediyorlar, elimizi sıkıyorlardı. Nihayet Türkocağı'nın sinesinde izaz edildik. Reis sabık Maarif vekili Hamdullah Suphi Bey irat ettiği bir nutukta " ocağın gayelerinden birisi de Türk harsını memleketin dört bucağına yayacak münevver temsil heyetleri görmektir. Bugün bu gayeye eriştiğimizin bahtiyar müşahidiyim. Başında seciyeli Ertuğrul Muhsin bulunan heyetinizi selamlarım." dedi. Ertesi gün Maarif vekili şerefimize verdiği ziyafette de mümtaz san'at ve edebiyat muhipleri arasında ayağa kalktı ve " tiyatronun millî ideallerin tahakkukunda çok kuvvetli ve yüksek bir amîl olduğu " nu söyledikten sonra hükûmetin güzel san'atlara ve bilhassa tiyatroya karşı daha özlü bir alâka göstereceğini vadetti... Ve bizi " san'at sahasında millî şerefin alemdarları " gibi selamladı.

Ve en sonra...

1930 senesi nisanının 12 inci akşamı Türk tiyatrosu fakir tarihini çok şerefli ve nurlu bir sahife tetviç etti. Gazi bizi huzuruna kabul etti. Bu, Türk tiyatrocularını her hatırlayışlarında sevinç ve saadetle heycanlandıracak emsalsiz ve yüksek bir hatıradır. O akşam Türk tiyatrosunun bükük boynu düzeldi, başı doğruldu, alnı yükseldi ve parladı. Biliyoruz ki Fransızların ondördüncü Lüisi san'at muhibbi bir hükümdardı, huzuruna Moliére'i kabul ederdi. Napoléon o zamanın en yüksek trajedi aktörü Talmanın dostu idi. Bu hükümdarların tiyatro adamlarını ne derece sevdiklerini ve ne kadar saydıklarını ancak tarih sayfalarında okuduğumuz kadar biliyoruz. Fakat bizim hükümdarımız, bizim Ulu Gazimiz Türk cumhuriyetinin hemen bütün erkânı ortasında bizim için bir nutuk irad etti. Bu tarihi akşamı bizzat yaşadık. Bu nutkun her cümlesi hitabet san'atının bütün kudret ve sihrini yaşıyan bir şaheserdir.

Davetliler bir âyin sessizliği içinde dinliyorlar, ulvî bir heyecan dalgası bütün kalpleri sarıyor, nemli gözler derin bir hayranlık içinde minnet ve şükranın sessiz belâgatini fışkırıyordu...

Gazi nutkunu şöyle bitirdi:

" Efendiler... Hepiniz meb'us olabilirsiniz... Vekil olabilirsiniz... Hattâ Reisi cumhur olabilirsiniz... Fakat san'atkâr olamazsınız... Hayatlarını büyük bir san'ata vakfeden bu çocukları sevelim..."

Coşgun bir sevinç ağlaması içinde Gazimizin mukaddes ellerini öptük... Anlaşılmaz bir vecd içindeydik...

Genç arkadaşlar... Gelecek neslin bahtiyar tiyatrocuları... Dinleyin... Türklüğü kurtaran ve Türk cumhuriyetini kuran büyük reisimiz işte böyle söylüyor, san'atımızı böyle anlıyor... Biz bütün gençliğimizi koyduğumuz bu san'atı yavaş yavaş sizin ellerinize terkederken Gazinin bu cümlesini bir hediye olarak bırakacağız... Biz yirmi beş senedir çektiklerimizin mükâfatını gördük... Bu mükâfat size de müstakbel mücadelelerinizde murassa kalkan olsun.

 

Bu hatırayı ölünceye kadar unutmayacağım ve Türk tiyatrocuları bunu daima hatırlayacaklardır.

 

İ.Galip

 

(Darülbedai dergisi/1 teşrini evvel 1930)